9 Ekim 2008 Perşembe

Futbol<==>"Fener'e Yazık Oluyor"





Takımımızın sadece iki sezon giydi ama Fenerbahçe taraftarı onu hiçbir zaman unutmadı. Bunun çeşitli nedenleri vardı. Öncelikle attığı müthiş frikik golleri... 30-35 metre civarında bile serbest vuruş kazanıldığında taraftarlar ayağa kalkıyordu, “Gol geliyor” diye. Sadece frikikten değil, sağ ayakla, sol ayakla, kafayla ağları havalandırıyor, tribünleri coşturuyordu. Ve onun savaşçılığını sevmişti taraftarlar. Yenilgiyi kabullenmiyor, tüm gücünü harcıyordu. Karşılığını da, “Piyer, Piyer, Piyer van Hooijdonk; Van Hooijdonk, Van Hooijdonk, Piyer van Hooijdonk” tezahüratlarıyla alıyordu. İki sezonun sonunda ayrılıp ülkesine döndü, ardından futbolu bıraktı ama ne o Fenerbahçe’yi unuttu, ne Fenerbahçe taraftarı onu. Hollandalı yıldızla Fenerbahçe’yi konuştuk. Biz sorduk, o, içtenlikle yanıtladı. İşte Hooijdonk’un söyledikleri...

Fenerbahçe’nin ligdeki durumu seni çok şaşırtıyor mu?
Aslında tabloya bakıldığında kötü bir başlangıç yapıldığı bir gerçek. Ancak Fenerbahçe ligde özellikle bu tabloyu olumlu bir şekile çevirebilir. Henüz ligin başı. Sorunlar varsa oturup konuşulmalı ve problemler bir an önce çözülmeli. Fenerbahçe büyük bir camia, kısa sürede toparlanır fakat futbol olarak daha iyi şeyler bekliyorum. Üzüldüğüm nokta ise Şampiyonlar Ligi. Bu beni çok şaşırttı. 2 maçta 1 puan ilerisi için umut vermiyor. Özellikle Dinamo Kiev maçında bir galibiyet bekliyordum...

Fenerbahçe’deki sorun hocadan mı kaynaklanıyor? Aragones gitmeli mi?
Türkiye’de maalesef futbol daha çok duygusal yaşanıyor. Teknik direktörler her mağlubiyetten sonra daha çok tartışılıyor. Ve diğer ülkelere nazaran işlerine daha çabuk son veriliyor. Bu, her zaman iyi bir çözüm olmayabilir. Çünkü takım kötü sonuçlar aldığında, nelerin yanlış gittiğini sorgulamak lazım. Suçlu kim, bunu iyi analiz etmek gerek. Şimdi Aragones ile futbolcular arasında bir sürtüşme yaşanıyor mu? Bu sorunun yanıtı çok önemli. Teknik direktör ve futbolcu arasında bir sorun yoksa, o zaman problemi başka yerde aramak lazım. Ama teknik direktör ve futbolcu arasında gerginlik yaşanıyorsa, o zaman hocayı göndermek akkılıca bir işi olur, geç kalmadan tabii ki...

Herkes giden oyuncuları konuşuyor. Aurelio’nun gönderilişi hata mı?
Açık söylemeliyim, Aurelio’yu ben olsam hayatta göndermezdim. Onu ne pahasına olursa olsun takımda tutardım, onun gönlünü alırdım. Bu söylediğim için çok neden sayabilirim. Aurelio bir kere Brezilyalı ama Türk olarak milli takımda yer alıyor. Yani siz bir kere 1 yabancı statüsünden kurtuluyorsunuz. Aurelio Türkiye’yi, Fenerbahçe’yi ve camiayı çok iyi tanıyor. Yerine gelen oyunculara bir bakın, kimse ayak uyduramadı henüz. Aurelio mükemmel bir oyuncu. 2008 Avrupa Şampiyonası’nda da harikalar yarattı. Böylesine kaliteli bir oyuncuyu elde tutmak için herşeyinizi vermeniz gerekir. Büyük bir hata bence...

Onun yerine alınan oyuncular hakkında görüşleriniz?
Şimdi isim vermeye gerek yok ama Aurelio’nun yerinde oynayan futbolculara bir bakın. Kimse onun yerini dolduramıyor. Çünkü hepsi de geçen sezon yedekti. Pekii, siz geçen sezondan daha iyi bir takım kurmak için yola çıkıyorsanız, daha büyük başarılar elde etmek için yola çıkıyorsanız, o zaman Aurelio’yu gönderdiğinizde, bu oyuncudan 2-3 gömlek üstün oyuncu transfer etmeniz şart. Alınan oyunculara bakın, şimdiye kadar bir varlık gösteremediler. Bunu zaten herkes görüyor ve söylüyor. Fenerbahçe’ye yazık oluyor...

Guiza’nın performansınu nasıl buluyorsunuz. Çok yalnız kalmıyor mu ileri uçta?
Guiza’nin oyun anlayışı ne bilmiyorum ancak ben teknik direktör olsam hayatta tek forvet oynatmam takımı. Elinizde bir Semih olduğunda yapacağınız tek şey 2 forvetle sahaya çıkmak. Bu iş aslında görüldüğü kadar zor değil. Çok basit birşey söyleyeceğim. Tek forvetle bir takım başarılı olamıyorsa, gol atamıyorsa, o zaman çift forvete dönmeniz lazım. Çift forvetle gol bulma şansınız daha yüksek oluyor. Hele hele Türkiye Süper Ligi’nde Fenerbahçe çift forvetle oynamıyorsa, bu işte bir sorun var demektir. Ben de bizim dönemde tek kalıyordum ancak ne zaman Nobre ile birlikte oynamaya başladım, takım için daha faydalı olduk, daha çok gol attık birlikte...

Aziz Pierre
Fenerbahçe’de uzun yıllar forma giyen ancak Türkiye’de taraflı tarafsız herkesin beğenisi kazanan Pierre van Hooijdonk, bir kez daha gönülleri fethetti... Geçtiğimiz hafta gurbetçi çocuk Dilara’nın tedavi masraflarını üstlenmek için bir maç organize eden tecrübeli futbolcu, hem Hollanda hem de Türk basınında yine gündemi oluşturdu. Breda’da Boeimeer ile Türk Karması arasında yapılan karşılaşmada 90 dakika forma giyen Pierre, hat-trick yaptı ve izleyenleri büyüledi. Maça gurbetçilerin yoğun ilgi göstereceği bekleniyordu fakat tribünlerde daha çok Hollandalı futbolsever vardı. Bu arada Dilara’nın babası Mesut da Pierre’in jestine karşılık vermeyi ihmal etmedi. Mesut bey, yeni doğacak çocuğunun ismini Pierre koyacağını dile getirdi...

‘Top bizi sevmedi’
Türkçeyi hâlâ unutmadığı gözlenen Pierre en çok “Top bizi sevmedi” cümlesini kullanıyor ve gülerek “Bu cümle söylendiğinde çok şaşırırdım. Herkes kötü oyundan sonra bir bahane arardı ve bu cümle çok kullanılırdı” açıklamasında bulunuyor. Hollandalı oyuncu sınavlara gittiğini ve yardımcı teknik direktörlük lisansını aldığını, kısa sürede A lisansını da alarak teknik direktörlük yapmaya başlayacağını ifade etti.

0 yorum:

Blogger Templates by OurBlogTemplates.com 2007